Super lıg puan durumu
23/9/2008 -Kategori: HABER
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Muzık klıp ızlemek ıstermısın?
23/9/2008 -Kategori: MUZIK DUNYASI
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Belgesel ızlemek ıstermısın?
23/9/2008 -Kategori: BELGESEL
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Uyku hakkında bır kac sey..
21/9/2008 -Kategori: SAGLIK
Sağlıklı Uyku Başarıyı Artırır
· Bir türlü uyuyamıyorum.
· Sabahları uyanmakta güçlük çekiyorum.
· Gece birkaç defa uyanıyorum, bazen uykum kaçıyor tekrar uyumukta güçlük çekiyorum.
· Ders çalışmaya başlayınca hemen esnemeye başlıyorum.
· Gündüz uyuklamak gece ise uyuyamamak beni tedirgin ediyor.
Bu ve buna benzer birçok şikayetler sınava hazırlanan öğrencilerde özellikle ÖSS yaklaştıkça artmaktadır. Gece verimli bir uyku yaşayamayan öğrenci gündüzü de gerektiği gibi değerlendirememektir. Temel problem, uyuyamamak ya da uykunun kalitesinin düşük olmasıdır.
Uyku insan hayatının vazgeçilmez ihtiyaçları arasında yer alır. Vücudumuzun suya, oksijene ve gıdalara ihtiyacı olduğu gibi uykuya da ihtiyacı vardır. Sağlığımızdaki bir düzensizlik ilk olarak kendini uykuda gösterdiği gibi, uyku düzenindeki en küçük bir aksama etkisini sağlıkta ve günlük yaşantıda gösterir. Hayatımızın yaklaşık 1/3’ü uykuda geçtiğinden, dengeli bir hayat sürmede dinlendirici uykunun önemi büyüktür.
Dinlendirici uyku, dengeli bir hayat için şarttır. Uyku sırasında kalp, göz, beyin, sinir ve kas sistemi üzerinde değişikliklere sebep olduğu; solunum, kan basıncı ve nabız gibi faaliyetlere tesir ettiği bilinmektedir. Uyku, monoton ve sabit bir istirahat hali değildir. Uyku esnasında gün boyunca biriken stresler, gerginlikler ve sinirlilik halleri vücuttan atılır. Uyku sadece uzanıp sabahı yatakta beklemek anlamına gelmez. Uykuda hormon düzeyi dengelenir, sindirim sistemi çalışır, bağışıklık sistemi devreye girer, cilt kendini yeniden yapılandırır.
Kimler Uyku Problemi Yaşıyor
İnsanların % 90’ı hayatlarının belli dönemlerinde uykusuzluk problemi yaşıyor. Özellikle üniversite adayları sınav yaklaştıkça kendilerini bu problemden kurtaramıyorlar. Haftanın birkaç gününü gerektiği gibi uyuyamadıklarından ders çalışırken ve ders dinlerken dikkatlerini yoğunlaştırmada güçlük çekerler, günlük yaşamlarında da çeşitli sıkıntılar yaşarlar.
Bazı ülkelere göre uyku problemi | Uyuyamamaktan şikayet edenlerin nüfusa oranı | Haftada birkaç gece uyku problemi yaşayanların oranı | Uyku ilacı kullanma oranı |
Fransa | % 62 | % 20 | % 11 |
A.B.D | % 90 | % 35 | % 35 |
*Türkiye | % 28 | % 10 | % 10 |
* Türkiye de bu araştırma Çanakkale ili ve çevresinde yapılmıştır. Araştırmaya 5000 kişi katılmıştır. Bu anket sonucuna göre ülkemizde 5 milyon insanın uykusuzluk çektiği, sabahleyin yataklarından dinlenmemiş olarak kalktığı söylenebilir. | |||
Sınavın yaklaşmasıyla beraber yoğun stres içerinde kendini bulan öğrenci dinlendirici bir uykunun özlemini çekmektedir. Bunun nedeni gereğinden fazla strese sahip olmakla beraber “çok ders çalışmam gerekiyor” düşüncesiyle uyku süresini azaltma çabalarıdır. Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, uyku süresini çok kısa bir sürede azaltmaya çalışan öğrencilerde ertesi gün yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon güçlüğü ve hafıza bozukluğu gibi öğrenme faaliyetlerini engelleyen şikayetler görülmüştür. Ancak başka bir araştırma, uyku süresinin uzun bir zaman dilimi içinde, 1-2 saati aşmamak şartıyla azaltılmasının mümkün olduğunu ve bu azaltmanın kişilerin performansında bozukluğa yol açmadığını gösterdi.
Günde Kaç Saat Uyumalı
Uykuda geçen süre bireysel farklılıklar göstermekle beraber bebeklerde yaklaşık 16-17 saat, 12 yaşlarındaki çocuklarda 8-11 saat, yetişkinlerde ise ortalama 7-8 saattir. Uykuda geçen süreden ziyade uykunun kalitesi daha önemlidir. Uyku gece boyunca aynı derinlikte devam etmez. Uykunun dört değişik safhası vardır. En derin uyku dördüncü kademedir. Bu kademe uykunun en derin, en iyileştirici ve en uygun dinlenme anıdır. Bedensel ve zihinsel dinlenme uykunun bu döneminde gerçekleşir. Bilim adamları yeterince uyuyamayan bireylerin hastalığa yakalanma oranlarının yüksek olduğunu tespit etmişlerdir.
Uykunun azı zararlı olduğu gibi çoğu da zararlıdır. Az uyku dikkatsizliğe, yorgunluğa sinirliliğe, zamanı bilememeye, hayal görmeye, kekelemeye ve konuşulanları anlamamaya sebep olurken aşırı uykuda tembelliğe ve konsantrasyon bozukluğuna neden olur. Onun için her birey ihtiyacı kadar uyumalıdır. Üniversiteye hazırlanan bir genç için kişiye göre değişse bile uyku süresi ortalama 7 –8 saattir.
Verimli Ders Çalışmak İçin Nasıl Uyumak Gerekir?
Uyku düzeni yerli yerine oturtamazsanız planlarınızı aksatabilirsiniz. Onun için ne zaman yatacağınıza, ne kadar uyuyacağınıza doğru karar verin. Çünkü bir sonraki günkü çalışmalarınızın verimli geçmesi bir önceki günkü uyku sürenize ve uyku kalitenize bağlıdır.
İnsanların uyku tipleri ve süreleri birbirinden farklıdır. Her birey başarılı bir çalışma gerçekleştirmek için öncelikle kendi uyku süresini ve uyku tipini bilmelidir. İnsanları yatmaya ve kalkmaya başladıkları anlara göre iki uyku tipine ayırmak mümkündür.
Sabah Tipleri: Bu tip içerisinde yer alan kişiler akşam erkenden yatıp zorunluluk olmadığı günlerde bile sabah erkenden kalkarlar. Sabah tipleri sabahları yaptıkları çalışmadan daha çok verim alan kişilerdir. Akşamın ilerleyen saatlerinde ve gece çalışmak onların başarısını düşürür.
Akşam Tipleri: Akşam mümkün olduğunca geç yatıp sabahları da mümkün olduğunca geç kalkmaya çalışan kişiler bu tip grubuna girer. Akşam tipleri sabah uyanmakta güçlük çekerler, uyandıklarında bir iş yapmak için birkaç fincan çayla birlikte kahvaltı yapmadan ders çalışmaya başlayamazlar. Bu grupta yer alan öğrenciler ancak öğlen saatlerine doğru verimli çalışmaya başlarlar.
Üniversite adayları da kendi uyku tipini iyi belirlemek durumundadır. Çünkü uyku hayatın bir parçası olmakla beraber hayatın sağlıklı bir şekilde akışını sağlar. Bu nedenle her öğrenci çalışma sistemini uyku tipine göre düzenlemelidir. Sabah tipleri çalışmalarını günün erken saatlerinde, akşam tipleri de akşam ve gece yapmalılar. Bunlar sağlanmadığı takdirde öğrenciler ders çalışmaya başlayamadıkları gibi çalışırken sık sık esnemekten ve bir süre sonra uyumaktan kendilerini alıkoyamazlar.
İyi Bir Uyku İçin Bazı Tavsiyeler:
- İhtiyacınız kadar uyuyun. Her bireyin uyku süresi birbirinden farklıdır.
- Uyumaya ve uyanmaya başladığınız saatleri tespit ederek her gün o saatlerde uyumaya ve uyanmaya özen gösterin.
- Uykunuzu alamadığınız durumlarda sabah uykusunu uzatmayın. Sabah geç kalkmak, ertesi gün uykunun gelme saatini geciktirir, bu da ertesi günün uyku düzenini bozar. Böylece hayatınız düzeni birkaç gün bozulur.
- Haftanın belirli günlerinde yapılan yürüyüş, koşma veya çeşitli sportif aktiviteler iyi bir uykuya zemin hazırlar.
- Akşam saatlerinde ağır yiyeceklerden ve bol sıvı almaktan kaçının.
- Kendinizi rahat hissettiğiniz bir yatakta ve ortamda uyumaya çalışın.
- Sessiz ve sakin bir ortamda uyuyun.
- Uykuya dalamadığınızda yataktan kalkın, herhangi bir işle meşgul olun. Uykuya dalamama bireyin öfkeli ve gergin olmasından kaynaklanır. Farklı bir işle uğraşmak bireyi rahatlatır.
- Yatmadan önce kahve ve demli çay içmekten uzak durun.
- Adranelinizi yükseltecek uyarıcı kitaplardan, polisiye hikayelerden veya çeşitli tartışmalardan sakının.
- Tüm hatalarınızı ve başarısızlıklarınızı unutun.
- Hiçbir zaman uyuyamamaktan korkmayın.
- Tatil günlerinde de aynı saatlerde yatın ve kalkın.
- Yatakta ders çalışmayı denemeyin. Aksi halde ders çalışırken neden uykunuzun geldiğini anlayamazsınız!
- Bol oksijenli, sessiz, karanlık bir odada uyumaya çalışın.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Saglık yasam bıze ne kadar yakın..
21/9/2008 -Kategori: SAGLIK
SAĞLIKLI YAŞAM
Günümüzde insanlığın en önemli sorunlarından biri , hayatını sağlıklı olarak sürdürmesi ya da güncel kısa deyimi ile sağlıklı yaşamdır.
Sağlıklı yaşam , yaşamın her anını değerlendirerek dolu dolu yaşamak , yorgunluk duymadan istekle çalışabilmek , gerçek anlamda dinlenebilmek , doğal yetenekleri geliştirebilmek , görünümde güzelliği kazanabilmek , bedensel dengeyi sağlayabilmek , sinirsel yük birikimlerinden arınabilmek , özetle yaşama sevinci duyarak yaşayabilmektir.
Sağlıklı ve kaliteli yaşam için , kendimiz için neler yapmalıyız sorusunu kendimize sormakla işe başlamalıyız.
Bunun cevabı da oldukça basittir.
Bir binayı taşıyan dört ana kolon bulunur. Eğer bu kolonların demiri ve betonu mühendislik biliminin gerektirdiği standartlara uygun yapıldıysa , ufak bir doğal afette bina kolay kolay çökmez. Bizlerinde sağlıklı yaşamda ; kaliteli yaşamı yakalayabilmemiz için ömür boyu düzenli ve bilinçli egzersiz yapıp fiziksel hareketliliğimizi artıracağız , yeterli ve dengeli beslenip , iyi ve kaliteli uyumaya çalışacağız ayrıca mümkün olduğunca da stresten kendimizi arındıracağız. Stresten uzaklaşmanın yolu da egzersiz, dengeli beslenme ve kaliteli uykudan geçer.
Sağlıklı yaşam için dört ön koşul vardır.
1-FİZİKSEL YETERLİLİĞİMİZİN ELVERİŞLİ OLMASI
Bunu sağlamak için ; düzenli egzersizler ile fiziksel yeterliliğimizi geliştirmemiz gerekir. Egzersizin sağladığı fiziksel yararlarla birlikte , kendimizi daha genç hissetmemize yardımcı olur.
Egzersiz yaparak vücudumuzun doğal saatinin daha düzenli ve doğru çalışmasını sağlarız.
Egzersiz ; ruhsal durumumuzu ve enerji düzeyimizi arttırarak günün stresinden kurtulmamıza yardımcı olur. Egzersiz zihinsel formumuzun azalmasını da engeller.
Egzersiz ; kalp , damar , kas – iskelet sistemi , sindirim sistemine ve akıl sağlığına olumlu yönde
büyük katkı sağlar.
Egzersiz ile kendimize güvenimiz , mental performansımız artar. Ayrıca ruhsal yaşama da büyük etkisi olan görünüm güzelliğini de kazanırız. Kısaca egzersiz ile yaşam süremizi uzatabiliriz. Ama bunu yaparken egzersizi severek yapın ki bir yandan yaşam kalitemizi arttırırken diğer yandan da ömür boyu alışkanlık haline gelsin.
2-YETERLİ VE DENGELİ BESLENME
Sağlıklı yaşamın , vücudumuz için gerekli olan besinlerin doğru beslenmeyle alınıp , yerinde ve zamanında tüketilmesiyle direkt ilgisi vardır.
Bir gün tıka basa yemek , birkaç gün hatta birkaç saat hiç bir şey yememek , aylığının hepsini ayın başında harcayıp ay sonuna kadar borç içinde yaşayan insanların durumuna benzer.
3-İYİ VE KALİTELİ UYKU
Kaliteli yaşam , kaliteli uykudan geçer. Düzenli olarak her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanıyorsak , yastığa başımızı koyduğumuzda 15 dakika içerisinde uykuya girip 6 – 8 saatlik uykunun son üçte birlik döneminde rüya görebiliyorsak hiç korkmayalım kaliteli uyuyoruz. Bu kaliteli uykunun da bizi kaliteli yaşama doğru bir adım daha yaklaştırdığını asla unutmayalım.
4-STRESTEN MÜMKÜN OLDUĞUNCA UZAKLAŞMA
Yaşamın her döneminde karşımıza strese neden olacak olaylar çıkabilmektedir.
Stresi yenmenin ilk yolu , strese neyin , neden olduğunu bulabilmemizdir.
İkinci etapta , bu sorunları çözümleyebilmek için bizlerin göstereceği pozitif yaklaşımdır.
Bu dört ön koşulu yerine getirdikten sonra değişim için karar verip , anında harekete geçmeliyiz. Bunu gerçekleştirebilmemiz için yapabileceğimize ve olabileceğine inanıp ve onu yapana kadar , gerçekleştirene kadar mücadeleye devam etmeliyiz. Bizi bizden başka kimse engellemez.
Eğer istediğimiz hedefe ulaşamıyorsak “Beni istediğim sonuçlardan alıkoyan nedir?” sorusunu kendimize sormalıyız.
Nerede yanlış yaptığımız değil , daha nelere ihtiyacımız olduğu ve daha neleri yapmamız gerektiğidir.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yenı programlar
20/9/2008 -Kategori: YENI PROGRAMLAR
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Tv ızlemek
20/9/2008 -Kategori: TV IZLE
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Sozlukmu lazım?
20/9/2008 -Kategori: SOZLUK MU LAZIM?
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
2008-2009 OSS
20/9/2008 -Kategori: OSS
Yeni sisteme göre, üniversiteye girişte artık tek değil, dört sınav uygulanacak. Kademeli olarak önümüzdeki yıllarda geçilecek yeni sisteme göre öğrenciler, 10, 11 ve 12'nci sınıfın sonunda, "Olgunlaşma Sınavı" adı verilen bir sınava girecek. ÖSS'nin uygulanmasına da bu sınavların ardından devam edilecek. Böylece öğrenciler, dört sınava girmiş olacak. Sistem oturduktan sonra zamanla ÖSS'ye alternatif bir sistem haline getirilecek. Başlangıçta yıl sonu sınavlarının yüzde 25, ÖSS'nin yüzde 75 oranında etki etmesi planlanıyor. Yıl sonu sınavlarının etki oranının zamanla artırılması ve dört sınavın eşit hale getirilmesi düşünülüyor.
ALANA GÖRE SORU
ÖSYM ile de görüş alışverişinde bulunan Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı, ilk çalışmasında tartışmalı katsayı probleminin de çözüleceğini belirtti. Buna göre, meslek liseleri, kendi alanlarındaki üniversitelerin 4 yıllık bölümlerini katsayı engeli olmadan tercih edebilecek. Kendi alanı dışında tercih yapanlar için ise katsayı uygulaması devam edecek. 10, 11 ve 12'nci sınıfların sonunda, öğrencilerin yıl boyunca gördüğü beden, müzik, resim dersleri dışındaki dersleri kapsayan bir sınav yapılacak. Bu sınavda öğrencilere, alanlarındaki ders ağırlıklarına göre soru sorulacak. Öğrenciler, yıl boyunca işledikleri tüm derslerden soru ile karşılaşacak. Meslek lisesi öğrencileri, kendi alanlarıyla ilgili ek soru çözecek. Bu sınavların soruları, MEB ve ÖSYM tarafından ortak hazırlanacak.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Nefesımızı dogrumu alıyoruz?
20/9/2008 -Kategori:
Nefesin sihirli gücü bir insanın günlük hayatını nasıl etkiler?
Nefesin sihirli gücünü iki ana başlıkta incelemekte fayda vardır. Birincisi, diyafram kullanarak doğru nefes almak sonucu yeterli oksijen alımına bağlı ruhsal ve fiziksel iyileşmeler. İkincisi ise, nefesin bilinenin ötesinde yarattığı majik tesirlerdir. Her şeyden önce bilmemiz gereken nefesin manyetik bir yapı olduğudur. Nefes, kendi üzerinde duygu ve düşünce taşır, enerji içerir, tesir eder, değiştirici ve dönüştürücü etkiler yapar. Bu yüzden “Nefesin sihirli gücü vardır” diyebiliriz. Kadim zamanlardan beri bütün mistik çalışmaların içe dönüş ve kendini bilme arayışlarında, nefes teknikleri uygulanmıştır. Bu çalışmalar batinî kabul edilmiş, ehil olmayana ve zamanı gelmeyene öğretilmeyerek insiyatik ve ezoterik bir gizlilik içinde yürütülmüştür. Bu yüzden herkesin nefesin sihirli etkisinden haberdar olmasını bekleyemeyiz. Dolayısıyla normal vatandaşın bu güçten haberdar olmadığını söyleyebiliriz.
Günlük hayatta nefes alırken yaptığımız hatalar neler?
İnsanlar doğduklarında mükemmel çalışan diyafram adalelerini, ilerleyen yaşlarda birçok nedene bağlı olarak bozarlar ve kullanmayı kaybederler. Beş loptan oluşan ciğer kapasitelerinin sadece iki lobunu kullandıkları bir nefes alma modeli ile solunum yapmaya mecbur kalırlar. Bu yetersiz solunumun oluşturduğu yetersiz oksijen alımı, organlar ve hücreler üzerinde düşürücü ve zayıflatıcı tesirler yaratır. Bu bizim hastalıklı, acı ve zorluklarla dolu kısa bir ömür sürdürmemiz anlamına gelir. Ayrıca burundan nefes almamanın ve diyafram kullanmamanın oluşturacağı birçok değişik sorun ve rahatsızlık vardır. Bunların en başında ruhsal hastalıklar, bağışıklık sisteminin çöküşü ve kanser gibi hastalıklar gelir.
Nefes farkındalığı bir insanın hayatını nasıl etkiler?
Nefes alışını izleyen ve takip eden insan, çok yüksek bir farkındalıkla yaşar. Olmuş olanı, olmakta olanı ve olacak olanı en yüksek dikkatle izler ve bilir. Nefesle ilgilenmek duyular dışı algılamaları çoğaltır. Hayatın ta kendisi üzerinde çok yoğun bir konsantrasyon oluşturmayı sağlar. Kişi içinde bulunduğu sistemin nasıl çalıştığı, yani kaderin nasıl oluştuğu hakkında yüksek sezgi ve ilhamlara sahip olur. Zorlu kaderler oluşturmamak için son derece hassas, dengeli ve uyumlu davranmayı öğrenir. Rahat ve güzel bir hayat yaşar.
Doğru nefes almak hangi hastalıklara karşı önlem almamızı ya da hangi hastalıklardan kurtulmamızı sağlar?
Ciğer kapasitenizin tamamını kullandırmaya yönelik diyafram nefesleri alabildiğinizde, özellikle oksijen yetersizliğine bağlı her türlü hastalığı önlersiniz. Solunum yolları, lenf ve dolaşım sistemi, sindirim ve boşaltım sistemi, cinsel aktivitasyon eksikliği, düşünce ve hafıza kaybı, horlama sorunları, ses telleri nodülleri, uyku apnesi, reflü, strese bağlı panik atak, depresif rahatsızlıklar, depresyonlar, madde bağımlılığından, her türlü alışkanlıklardan kurtulmak, kokularınızı ve hayata karşı koyuşlarınızı dengelemek gibi birçok konuda rahatlama sağlar veya iyileştirici sonuçlar oluşturabilirsiniz. En önemlisi bilinçaltınızdaki geçmiş yılların üzerinizdeki düşürücü izlerini silebilir ve duygusal travmaların negatif etkilerinden kurtulabilirsiniz.
Özellikle son yıllarda yaygınlaşan kanser türleri ile doğru nefes alamama arasındaki ilişki nedir?
Bu konuda dünyaca ünlü Nobel ödüllü Dr. Otto Warburg başta olmak üzere birçok bilim adamı oksijenin, hücreler üzerindeki etkisi üzerinde çalışmalar yaparak; sağlıklı ve normal hücrelere verilen oksijen oranı azaldığında bu hücrelerin habis haline dönüştüklerini gözlemlemişlerdir. Bu gözlemlere göre; hücreler, oksijensiz kaldıklarında fermentasyon olarak tanımlanabilecek bir formda metabolize etmek için büyük miktarlarda glikoza yani bildiğimiz şekere ihtiyaç duyar. Bu durumda beden hücreleri normal oksijen solunumu yerine, anaerobic hücre solunumu yapmaya başlar. Yani, hücreler yeterli oksijen bulamadıklarında, oksijen yerine koyabilecekleri birtakım yağlardan beslenmeye başlar. Bu yağlar oksijenin işini yapmaya başladıklarında yan etki olarak hücresel değişim işlemini engeller, besinleri içeri almayı ve atıkları dışarı atmayı önler. Böylece kanserin ilk adımları atılmaya başlanır.
Nefes ile botoks ve detoksun mümkün olduğunu söylüyorsunuz...
Nefesle yapılan terapiler; kişinin bilinçaltı sağılımı dışında ayrıca, botoks ve detoks etkileri ortaya çıkarmaktadır. Hanımların büyük paralar vererek daha güzel görünmek için cilt altlarına enjekte ettirdikleri yılan zehiri yerine bütünlüğe götüren çalışma sonucunda ortaya çıkan etki ile cildin parlaması, gerilmesi, gözeneklerinin sıklaşması ve pembeleşmesi en doğal yoldan oluşmaktadır. Aynı zamanda vücudumuzun atmakta zorlandığı atık ve toksit maddelerden arınmak için holotropik çalışmalar inanılmaz fırsatlar oluşturur. Tüm bu çalışmaların yan etkisi yoktur. r.sezgin@zaman.com.tr
Nefesinizi zihin ile beden arasında aracı yapın
“Enerji düşünceyi izler” prensibine bağlı olarak, nefesinizi; zihin ve beden arasında aracı yaparak, düşünceyi bedenin ilgili bölgesine tesir edebilmesi üzerine yoğunlaşılır. Bunun için, gözlerinizi kapatarak, zayıflamak istediğiniz yere bir delik açmayı hayal etmelisiniz. Bu oluşturduğunuz düşünsel delikten nefes alıp vermeyi hayal ettiğinizde, yani aslında burnunuzdan alıp burnunuzdan verdiğiniz nefesi, hayalinizde zayıflamak istediğiniz (hayali delik açtığınız) bu bölgeden alıp verebildiğinizde enerji akışını eski haline getirebilir ve kısa sürede gereksiz hücre birikimlerini yok edebilirsiniz.
Doğru nefes almak için ne yapmalıyız?
En başta, konuşmacıların, şarkıcıların, hayatını sesiyle kazananların ve sağlıklı ve uzun bir ömür yaşamak isteyen herkesin doğru nefes almayı öğrenmesi gerekir. Özellikle diyaframı yeniden kazanmak ve kullanabilmek amaçlı, karın üzerine ağırlık koyarak nefes almak, hohlayarak cam buğulandırmak, balon şişirmek, yanmakta olan muma alevini söndürmeden ve dalgalandırmadan üflemek ve bir nefeste uzunca tıslama çalışmaları gibi birçok değişik teknikten faydalanmak mumkundur.
